Aşure

DSC_0910 (2)

Bendeniz ezelden sessiz bir insan olarak bilinirim. Şimdi ilk defa görseniz beni, belki soğuk bir insan olduğumu düşünürsünüz. Oysa esasen sessizliğim ve sakinliğim bebekliğimden beri meşhurdur. Bebekliğimden beri derken yanlışlıkla yazmadım bunu. Aile içinde, bebekken hiç ağlamadığımdan, çok yoğun çalışan  babamın bu kız nasıl ağlıyor acaba diye merak edip, aşı yapılırken annemle beraber geldiği, o vakit bile pek ağlamadığım iki mik mik yapıp sustuğum rivayet edilir, o derece.

Dedim ya tanışsak belki yüz yüze, yakın olsak artık, bazı anlar gelir, ne söyleceğimi hiç bilemem ben, susup kalırım, belki uzun bir sessizlik olur aramızda. Ben rahatsız olmam mesela o sessizliklerden pek, işte blogumla aramda da öyle bir şey oluyor galiba. Adeta bir insan gibi bazen ne yazacağımı bilemiyorum ve bir sessizlik oluyor, ben bir süre rahatsız olmuyorum bu sessizlikten, doğal gibi geliyor bana. Sonra bir fark ediyorum ki, koca bir ay hiç yazı yazmamışım (tamam kabul ediyorum düzenli yazmak daha iyi oluyor tabii ki).

Aşureye gelince, biliyorum herkesin ailesinden, geçmişinden gelen bir aşure beğenisi ve kuralları var. Kimi fasulye, kimi nohut sevmiyor içinde, kimi çok malzemeli sevmiyor, kimi illa incirli seviyor, kimi bol malzemeli seviyor, herkesin bir tarzı var işte. Bana gelince, aşureyi bol meyveli severim ben, fındıklı, cevizli ve az şekerli, fasulyeyi, nohutu pek ayırmam, olduğu gibi yerim ama aşureyi çok severim, hem tadını hem de manasını. Aşure dediğimiz şey birbiriyle o kadar ayrı, kat’iyen bir araya gelmeyecek malzemeleri birleştirir, kaynaştırır ve öyle bir lezzetli hale getirir ki, dayanamaz lüp lüp yersiniz. Ne bileyim düşündükçe çok anlamlı gelir bana.

Bu benim ikinci aşure pişirme deneyimim olduğu için tarif paylaşmaya utandım biraz açıkçası, zaten esas olarak aşureyi Refika Birgül’ün tarifine göre yaptım, sadece fasulyeyi biraz daha çok, şekeri ve çiçek suyunu biraz az kullandım. Ne bileyim güzel oldu gibi sanki. Siz de benim gibi yeni yeni aşure yapmaya başlamışsanız ve bir tarife ihtiyacınız varsa, Refika’nın tarifinden faydalanabilirsiniz bence. Eğer yıllardan beri aşure pişiren güzel insanlardansanız, siz bize tarif verirsiniz belki:) Oyle ya da boyle hepinize afiyet olsun efendim:)
image

Not: Bu arada dün gece kedimin fotolarını da ekleyeyim diye taslak bir yazı oluştururken, yazıyı yanlışlıkla yayınlayıvermişim, hay bin akıllı telefon diyorum. Madem o yazıyı gyu diye yayınladım, bu yazıyı da Egemen Bağış gibi rö ve oukl diye bitiririm deyip konuyu kapatıyorum:)

This entry was posted in Uncategorized and tagged . Bookmark the permalink.

4 Responses to Aşure

  1. Bihter says:

    Not kısmı epey güldürdü:))kesinlikle banada aynı şey oluyor bende sessiz sayılırım gerçi konuşup biraz açılında atarım o sessizliği üzerimden.Bloğumlada aramda size olduğu gibi ben ona o bana bakma durumu var.Yani çoğu zaman yayın yazmak için girsem bile bi bakıyorum vazgeçmişim.Üşengeçlik değilde işte sizin dediğiniz gibi değişik bi durum:))neyse ellerinize sağlık gerçekten nefis ve rengarenk görünüyor aşureniz.
    Sevgiler

  2. Elif says:

    Ben de aşureyi bol meyveli severim! Nohut ve fasulyeyi de ayırmam!😀 Sizin aşureniz de pek lezzetli duruyor!😉

  3. nur says:

    Aşure bol meyveli olunca ayrı güzel, çok teşekkür ederim güzel yorumun için:)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s