Kefir

DSC_1030

Mutfakla aram bir türlü düzelemedi sevgili yemeksever. Akşamları kolayından ne yemek varsa yapıp hemen mutfaktan kaçıyorum. Yeni tarifler deneyip onları fotoğraflamak şöyle dursun, yemek yedikten sonra mutfağı toplamak bile zor geliyor bazen. Neyse sabırlıyım, geçecek bu dönem inşallah, inanıyorum. İşte böyle şu sıralar genel olarak yemek yapmaya çok ilgi duymasam da, ilgi duyduğum bir şey var, o da kefir yapmak.

Bundan yaklaşık bir buçuk sene önce rahmetli babaannem hastanede yatarken, kefir yapma konusunda bir üstat olan canım Nur abla, bana gerekli bütün teçhizatı (fotoğrafta gördüğünüz plastik süzgeç ve kefir tanesi oluyor hepsi) getirdiğinde evde yapmayı denemiş ama hastane koşuşturması içerisinde tanecikleri yaşatmayı başaramamıştım. Sonra da hevesim kaçmış yeniden yapmak istememiştim. Ama geçenlerde annem bir yerden kefir tanelerini bulup evde yapmaya başlayınca ben de heveslenip tekrar denemeye karar verdim, iyi ki de vermişim. Yaklaşık 1 aydır mutfakta düzenli yaptığım ve yapmaktan zevk aldığım tek şey kefir. Neredeyse günde yarım litre içer hale geldim, kefir bağımlısı gibiyim şu an yani. Sağlığa bir sürü yararı var diyorlar, alerjiden tut cildi güzelleştirmeye kadar, diğerlerini bilemem ama şahsen sindirim sistemine olan faydalarına kefilim.

Böyle düzenli kefir yapabilmem de kefirin çok kolay yapılmasının da önemli bir payı var, tahmin edersiniz. Şimdi heveslenenler için hemen anlatayım. Marketten cam şişede satılan bir litrelik sütlerden alıyorum, içine taneleri atıp (1 litre süte 4-5 tane gibi), mutfakta güneş görmeyen bir yerde 2 gün bekletiyorum, sonra plastik süzgeçle kefiri bir kavanoza ya da sürahiye süzüyorum, süzgeçte kalan taneleri de yeni aldığım süt şişesinin içine atıyorum, hepsi bu. Süzdüğüm kefiri de buzdolabına atıyorum, soğuduktan sonra afiyetle içiyorum, miss. Bu arada çeşitli sebeplerle süt ürünleri tüketmiyorsanız, siz de üzülmeyin, hindistan cevizi sütü veya soya sütü ile de kefir mayalanabiliyormuş. Şahsen hindistan cevizi sütü ile yapılan halini denemeye heveslendim okuyunca, denerseniz nasıl bir şey oluyor haber verir misiniz?

İnternette okuduğum çeşitli kaynaklardan anladığım kadarıyla mayalama süresine göre kefirin faydaları değişiyormuş, 12 saat olunca bir şeye faydalı da 48 saat olunca başka bir şeye faydalı gibi. Ama ben lezzet odaklı olduğum için 48 saat mayalanan kefirde mutluluğu buldum. Siz de ağız tadınıza veya kullanım amacınıza göre değişik mayalanma sürelerini deneyebilirsiniz. Bekleme süresi uzadıkça daha ekşimsi, daha ayranımsı bir tadı oluyor, ona göre karar verin.

Kefirin sade halinin tadını beğenmeyenler için de çeşitli önerilerim var. Mesela blendera bir kaç tane çilek atın, üzerine kefir dökün, karıştırın, çilekli smoothie olarak bir deneyin, ya da yemeğin yanında ayran yerine içmek için taze naneleri ya da taze fesleğenleri kefirle beraber blendera atın, karıştırın, naneli/fesleğenli kefir olarak tüketin. Olmadı bir kaç damla vanilya aroması ve balla beraber deneyin, çekinmeyin. Ben denedim gayet güzel oluyor. Yakında muzlusunu ve Deniz’in blogunda gördüğüm bu pembe düş içeceği halini denemeyi düşünüyorum bakalım, hayırlısı.

dsc_1015

O miniminnoş karnıbaharlar gibi olan kefir tanelerinize zarar vermemek, onları mutlu edip büyütmek için metal değdirmemeniz şart, o yüzden metal süzgeç ve metal kaşık yasak, cıss. Metal yerine plastik veya porselen süzgeç/kaşık vs. kullanabilirsiniz. Bir kaç gün süre ile kefir yapmak istemezseniz, kefirler tanelerini içme suyuyla (klorlu sulardan rahatsız oluyormuş çocuk) birlikte temiz bir kavanoza koyup buzdolabında saklayabilirsiniz. Uzun bir süre yapmayacaksanız, derin dondurucuya atabilirmişsiniz diyorlar, ben hiç denemedim. Yakında deneme ihtimalim var, sonuçlarını yazarım inşallah.

Son olarak plastik süzgeci züccaciyelerden, marketlerden, pazarlardan, kefir tanelerini de aktardan ya da ziraat fakültelerinden ya da kefir yapan sevdiklerinizden elde edebilirsiniz (iş yerindekilere ve Ankara’da oturan arkadaşlarıma sesleniyorum burada, anladınız siz). Haydi hepimize afiyet olsun:)

This entry was posted in içecekler and tagged , , , , , , . Bookmark the permalink.

4 Responses to Kefir

  1. Bihter says:

    Çok güzel anlatmışsınız.Bende annem kansere yakalandığında tanıştım kafirle bağışıklık sistemi güçlensin diye çok sık içirmiştik.Ve çok faydasını görmüştük.Yakında benimde bi kefir yazım olacak umarım.Benim daneler şu anda suyun içinde uslu uslu dolapta duruyorlar:)biraz çoğalmışlardı ama ara vermek zorunda kaldım.Bir haftadır içermedik.Umarım özelliklerini yitirmemişlerdir.Keşke herkes kefiri keşfedip faydalanabilse. Sevgiler ellerinize sağlık

    • nur says:

      Teşekkür ederim:) Arada bir dinlendirmek lazım tabii çocukları, devamlı çalış çalış nereye kadar:) Şaka bir yana, iyidir inşallah taneleriniz:) Siz de yazın kefir hakkında, daha çok kişi öğrenip faydalansın inşallah. Sevgiler

  2. nil says:

    Kuzum eline sağlık.. Nur abla sağ olsun bana da verdi bir set. 3 gün dışarıda dışarıda kalan danelerimi, şimdi süte koydum, süt ışık mı görmeyecek yoksa güneş mi? Sütün başlangıçta soğuk veya ılık olması fark eder mi? Ne dersin?

    • nur says:

      Ben kefir danelerini attığım sütü kapalı bir mutfak dolabına koyuyorum, yani hem ışık hem de güneş görmüyor:) sütü de başlangıçta hep soğuk kullanıyorum, soğuk sütle daha lezzetli oluyormuş diye duymuştum ama efsane mi gerçek mi bilemicem;)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s