GDO meselesi ve GDO’suz yumurtadan patatesli omlet

Bu politikacılara üzülüyorum doğrusu, kameraların önünde halkı ikna etmek için içtikleri çayların, suların, sütlerin haddi hesabı kalmadı. Aşağıdaki fotoğraflarda Melih Gökçek’i Ankara’nın musluk suyunun ağır metal içermeyip son derece içilebilir olduğunu, Japon yetkilileri Fukuşima’da yaşanan felaketten sonra musluk suyunda radyoaktif madde olmadığını,  dönemin bakanı Cahit Aral’ı Çernobil patlamasından sonra çaylarda radyoaktif kalıntıların olmadığını kanıtlamaya çalışırken görebilirsiniz.

Son karede ise Tarım Bakanımız, bizzat yarattığı sütteki antibiyotik ve alfatoksin tartışmalarını sonlandırmak için kamera karşısında koca bir bardak sütü devirirken görülüyor.  İzlediniz mi bilmem ama Sayın  Bakan sütünü içtikten sonra “anneler korkmadan çocuklarına süt içirebilirler” dedi. Sizi bilmem ama daha önce içilen çayları, suları hatırlayıp süt içmekten daha bir korkar oldum.

Melih Gökçek-Ağır metaller içerdiği iddia edilen şebeke suyu içerken

Mevzumuz GDO iken bunları neden anlattım dersiniz? Çünkü yakın gelecekte Tarım Bakanımızı yağda yumurtaya ekmek batırırken görürseniz şaşırmayın istedim. Zira geçtiğimiz haftalarda Biyogüvenlik Kurulu aleyhinde toplanan 100.000’den fazla imzaya karşın 13 çeşit GDO’lu mısırın ve 3 çeşit soyanın hayvan yemi olarak kullanılmak üzere ithaline izin verdi.

GDO meselesi oldukça önemli çünkü doğaya yapılan, bitkileri, hayvanları ve insanları olumsuz etkileyen bir bilimsel müdahale. Okuduğum yazılarda, genetiği değiştirilmiş organizmaların insan sağlığına karşı olan etkilerinin henüz bilinemediği, bu yiyeceklerle beslenmenin zararlarının uzun vadede fark edilebileceği açıkça ifade ediliyor. İşte belki  de bu yüzden de Tarım Bakanımız önce “GDO’lar hayvan tarafından sindirilince protein zinciri kırılıyor, GDO zarar verirse hayvana zarar veriyor. İnsana zarar vermez” deyip sonra da kendisini tekzip ediyor “ben öyle bir şey demedim” diyor.

GDO’lu yemlerin ithalini meşrulaştırmak için öne sürülen iddia  “GDO’nun ete, süte, yumurtaya geçtiğini kanıtlayan bir tane bile bilimsel çalışma, veri olmadığı” bu nedenle GDO’lu yemlerin insana zarar vermesinin mümkün olmadığı şeklinde.  Ancak bu iddia ne yazık ki gerçeği yansıtmıyor. İtalya’da yapılan bir çalışma ile araştırmacılar GDO’ların hayvanların sütüne geçtiğini, genetiği değiştirilmiş genlerin pastörizasyon ile bile yok olmadığını kanıtlanmışlar.

Bir de “GDO’lar uzun zamandan beri kullanılıyor, bir zararı olsa şimdiye kadar ortaya çıkardı” yaklaşımı var ki, ona hiç girmek bile istemiyorum. Günümüzde yeterince bilimsel çalışma yapılmadığından ya da uzun dönemli etkilerinin henüz bilinememesinden dolayı GDO’lu yiyecekleri güvenli ilan etmek bana pek mantıklı gelmiyor. Ben şahsen GDO’lara ilişkin hiçbir bilimsel çalışmanın deneği olmak istemiyorum.

Peki tüketici olarak ben GDO’lu yemlerle beslenmiş tavuk, et vs. yemek istemiyorum diyorsanız,  ne yapabilirsiniz? Öncelikle şunu söyleyeyim markete gidip satın aldığınız bir tavuğun GDO’lu yemle beslenip beslenmediğini öğrenme imkanınız oldukça sınırlı. Çünkü GDO’lu yem kullanan et, süt, yumurta üreticilerinin, bunu ürünlerinin etiketlerinde belirtme zorunluluğu yok. O yüzden GDO’lu yumurta, süt ve tavuk tüketmek istemiyorsanız tek çareniz ya hangi yemlerle beslendiğini bildiğiniz ya da öğrenebildiğiniz hayvanların etini, sütünü, yumurtasını tüketmek veya organik gıdaları tercih etmek. Çünkü hakkını vererek üretilen organik gıdalarda genetiği değiştirilmiş organizmaların yem olarak kullanılması mümkün değil.

Bilmiyorum çok mu iç sıkıcı bir konu oldu, ama bana öyle geliyor ki biz bilinçli olduğumuz “gerçek” gıdayı GDO’lu olana tercih ettiğimiz sürece GDO’lu gıdalar daha az üretilecek. Biz talep ettikçe ve satın aldıkça kendi doğasında, hormon, pestisit kullanmadan üretilen gıdalar daha da ucuzlayıp daha fazla insanın satın alabileceği seviyelere gelecek. Gerçekten satın alma gücümüz en etkili silahımız, bu gücü bilinçli bir şekilde kullanırsak bir fark yaratabiliriz, bundan bir şüphem yok.

GDO hakkında daha fazla bilgi edinmek için başlangıç olarak şu videoyu izleyebilir, bu yazıyı ve bu yazıyı okuyabilir, fırsatını bulursanız Food Inc. belgeselini izleyebilirsiniz. Eğer GDO’ya karşı siz de bir imza atmak isterseniz, lütfen buradan tıklayın. GDO’suz mis gibi patatesli omlet tarifi için ise aşağıya buyurun.

Malzemeler (4 kişilik)

  • 3 orta boy patates
  • 1 iri soğan
  • 6 organik yumurta ya da köy yumurtası
  • 1 dal taze biberiye ya da 1 tatlı kaşığı kuru biberiye
  • Zeytinyağı
  • Tuz, karabiber

Tarif

  • Patatesleri fotoğraftaki gibi ince ince doğrayın ( ben robottan faydalandım, sizde benzer bir dilimleyici yoksa patatesi küçük küpler halinde de doğrayabilirsiniz)
  • Soğanı da küçük küçük küpler halinde doğrayın.
  • Yapışmaz bir tavaya bir miktar zeytinyağı koyup, soğanları kavurun. Kavrulan soğanları bir kaseye alın.
  • Tavaya tekrar yağ ekleyip, patatesleri koyun, tavanın kapağını kapatıp ara ara karıştırarak patatesler iyice yumuşayıncaya kadar pişirin.
  • Patatesler yumuşadıkdan sonra kenara ayırdığınız soğanları ekleyin.
  • Yumurtaları çırpın, içine tuz, taze çekilmiş karabiber ve biberiyeyi koyun, karışımı patateslerin üzerine ekleyip, kısık ateşte pişirin. Bir tarafı piştiğinde, bir tabak yardımıyla diğer tarafını çevirip 5 dakika daha pişirin.
This entry was posted in Uncategorized and tagged , . Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s